Şafak Türküsünün Hikayesi Nedir?
Geçen akşam Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, birden aklıma “Şafak Türküsü” takıldı. O kadar eski, o kadar derin bir şarkı ki… Herkesin bildiği bir türkü ama bir o kadar da kişisel. “Şafak Türküsü”nün bana nasıl bir bağ kurduğunu anlatmak biraz zor ama sanırım bu şarkıyı duyduğum ilk andan itibaren bana neler hissettirdiğini anlatmalıyım. Hadi başlayalım.
Bir Çocukluk Hatırası: Türkü ve Gece
Beni tanıyanlar bilir, geçmişi hep taze tutarım. Bir çocuğun gözünden bakıldığında ne kadar masum, ne kadar saf bir duygu vardır. O zamanlar, babamın eski radyosunda her gece Türküler çalardı. Bazen kulağımda hafif bir uğultu gibi, bazen de tam anlaşılacak şekilde yükselen bir ses. Şafak Türküsü, o radyonun en sevdiğim şarkılarından biriydi. Ama o zamanlar şarkının ne demek olduğunu anlamazdım.
Bir akşam, karanlık iyice bastırmışken, babamın sesiyle birlikte duydum o ilk notalarını. Sözleri, sanki bir çağrıdır, bir sesin bana ulaştığını hissettiren bir şey. O şarkıyı ilk dinlediğimde gözlerim dolmuştu. Sadece bir şarkı değil, içinde bir umut taşıyan bir şeydi.
Babam, gülerek, “Gel bakayım, ne dinliyorsun?” dediğinde, “Şafak Türküsü,” diye mırıldanmıştım. O an, babamın yüzündeki o eski masumiyetin ifadesini hatırlıyorum. Anlamamıştım belki, ama o şarkı bende bir şeyler uyandırmıştı. O şarkı, sanki bir kenara atılmış, unutulmuş bir duyguydu.
Gençlik Dönemi: Şafak Türküsü ile Yavaş Yavaş Büyümek
Bir kaç yıl sonra, Kayseri’de büyümek başka bir hikayeye dönüştü. Hızla geçen zaman, bazen seni bir yerlere sürüklüyor, bazen de alıp başka bir dünyaya götürüyor. O sıralarda arkadaşlarım ve ben, geceleri uzun yürüyüşlere çıkıyorduk. Çeşitli mahallelerde, sokaklarda şarkılar söylüyorduk, şafak vaktine kadar… Hangi şarkıları söylesek de, “Şafak Türküsü” hep bir köşede duruyordu.
Bir akşam, bir arkadaşım bana bir sürpriz yapıp cep telefonundan bu türküyü açtı. İki üç defa dinlemiştik, şarkı devam ederken aniden o anki ruh halimi anlamaya başladım. Bazen insanlar, kelimelere dökmek istediklerini, ancak bir türküyle daha doğru anlatabileceklerini fark ederler. Ben de öyle hissetmiştim. Şafak Türküsü’nün içindeki kelimeler, sabahın erken saatinde, uykusuz bir şekilde sokaklarda yürürken duygularımı tam anlamıyla anlatıyordu.
Gecenin sakinliğini, içimdeki kırgınlıkları ve belki de kaybettiğim umutları aniden hissetmiştim. Türkü, sadece bir şarkı değildi; aynı zamanda bir insanın yorgunluğuna, belki de gözlerinden dökülen yaşa işaret ediyordu. O an, “Şafak Türküsü” bana şafak vaktindeki bir yalnızlığı hatırlattı. O kadar yalnız hissediyordum ki, şarkıdaki o kadar çok kaybolan ses vardı ki…
Hayal Kırıklığı ve Umut
Ama işte, zamanla büyüdükçe bu şarkıyı farklı duygularla, farklı gözlerle dinlemeye başladım. Bir arkadaşımın evinde, ilk kez “Şafak Türküsü”nü dinlediğimizde, ben de şarkıyı yalnızca bir türkü olarak dinlemiyordum. O an bir anıydı. Bir hayal kırıklığıydı belki de, ama aynı zamanda bir umut taşıyan şarkıydı. Çünkü sabah her şeyin yeniden başlayacağını hatırlatan bir şarkıydı. Bu şarkının hikayesi, geceyi sabaha dönüştüren bir öykü gibiydi. İçimdeki kırıklıkları bir kenara bırakıp, sabahın büyüsüne doğru ilerlemek gibiydi.
Bir ara şarkıyı yeniden dinlerken, aklıma geldi: “Şafak Türküsü” aslında her şeyin bitmediğini, her şeyin yeniden başlayacağını anlatan bir şarkıdır. Ne kadar kaybolmuş olsan da, sabahın gelişiyle her şeyin yeniden doğabileceğini ima eder. Her sabah, aynı şekilde şafakla birlikte yeniden doğar, yeniden başlar. Herkesin kaybolduğu yerden, bir umut doğar.
Şafak Türküsü ve Ben: Bir Hikaye
Bunları düşündükçe, şafakla ilgili ne kadar anlam yüklendiğini fark ettim. Kayseri’nin sabahları, gün doğmadan önce, sessiz ve sakin geçerken, içimdeki duygular da yeniden şekilleniyordu. “Şafak Türküsü” bana ne hissettirmişti? Yalnızlık, hayal kırıklığı, umut… Ama en önemlisi: Her zaman bir başlangıcın olduğunu. Ne kadar karanlık olsa da, sabah hep doğar.
Sonuçta, o geceyi hatırlıyorum. Birkaç arkadaşla, “Şafak Türküsü” eşliğinde geçirdiğimiz o geceyi… O geceyi hatırladıkça, belki de hayatın kendisi gibi olduğunu düşünüyorum. İçindeki kırgınlıklar, hayal kırıklıkları ve umutlar… Sabaha karşı her şey bir araya gelip, yeni bir günün başlangıcına dönüşüyor.
Şafak, sadece geceyi aydınlatan bir şey değil, aynı zamanda içindeki karanlıkları temizleyen bir anlam taşır. Ve belki de bu yüzden, o şarkı, benim için sadece bir türkü değil, bir yaşam felsefesi haline geldi.